21 Eylül 2010 Salı

Bir İzmir seyahati

Enteresan bir rüyadan uyandığımda mola yerinde durduğumuzu farkettim. Önce hiç inmeden uykuma devam etmeyi düşündüm ancak ihtiyaç gidermek ve muhakkak sigara içme dürtüsüyle zar zor gözlerimi açıp ayakkabılarımı giymeye çalıştım. Tuvalet ihtiyacımı görür görmez açık istenmiş ancak herzamanki gibi demli gelen çayın yarenliğinde sigaramı içerken muavinden en arka koltuğa geçmek için izin aldım çünkü en öndeydim ve ayaklarımı uzatamadığımdan dizlerim ağrımıştı - yaşlılık gerçekten zor -

Mola yerleri tuhaftır, mola yeri insanlarıda. Bazılarında anonsu bayanlar yapar ve bu kadar kibar ve zarif bir bayana burada bu işi yaptırmak için ne kadar maaş verdiklerini merak ederim. Çünkü yolculara mola sürelerinin dolduğunu ve eğer tuvaletleri çok temiz ve parasız diye buraya yerleşmek istemiyorlarsa otobüsteki yerlerini almalarını izah etmeye çalışırlar ve o kadar kibardırlar ki eğer hemen gidip otobüse binmezsek bize küsüp bi daha konuşmayacaklardır. Diksiyon kurallarının tamamını uygulamaya çalışırlar ancak bu anonslar tamamını kaldırmadığından -en azından benim çok güldüğüm- tuhaf anlatımlar çıkar ortaya. Ama bugünkü anons farklıydı. Karadeniz şiveli adam, sert bir sesle öyle bir anons yaptı ki bizden önce kalkacak otobüsün anonsundan sonra birazdan elinde odunla gelecek ve mola boyunca geyik yapıp mola bitiminde alelacele işemeye gidenleri tuvaletin kapısında dövecek sandım.

Bir dönem ardarda böyle yolculuklar yapmıştım yine ve hep bu sarsıntılı ve hafif motor gürültülü ama otobüsün en rahat yayılabileceğim yeri olan en arka koltuğu seçerdim, nedense bu iki İzmire gidişimde hep en önde olmak isteyen ve bu egoları yüzünden biyerleri ağrıyanların tercihinde bulundum. Bu gereksiz isteğimden ötürü kendime kızıyorum çünkü kendim yaptığım için onlarla şimdi yeterince dalga geçemeyeceğim. Şu anda en arka koltukta enlemesine ayaklarımı uzatmış ve sarsıntılıda olsa rahat bir konumda yolculuğuma devam ediyorum. Yinede ön kapıdan gelen ıslık sesini şimdiden özledim. İnsan istemediği veya hiç rahat etmediği bir yerde çok kısa bir sürede kalsa oradan ayrıldığında muhakkak özleyeceği birşey taşıyor yanında. sahipken kıymetini bilmediklerimizin kaybedince bıraktığı yara izleri gibi. Sevdiklerimle aramdaki kilometrelerde ne kadar çoğalırsa bende onları o kadar çok özlüyorum. Özlemekte zaten yeterince insan ruhunu hırpalayan bir duygu ve bu duygu neden karın ağrısı yapar metabolik olarak bilmiyorum ama döner dönmez araştıracağım.

Otobüsün yarısı dolu bu sebepten şöförün yükü az çünkü hepimiz kendimizi ona emanet ettik hatta yola çıkmadan hemen önce iki tane 18 yaşlarında kız bindi ardından birisi şöföre hayırlı yolculuklar diyip "kızlarımız size emanet" diye adamcağızın sırtına bide kendi yükünü ekledi. Yani artık sana emanetler, benden günah gitti bişey olursa sorumlusu sensin. Ben ise aslıda hepimizin Allah'a emanet olduğu bir ülkenin vatandaşı olduğumun farkındayım, bu sebeple şöförün bizzat kendi hatasından bile olsa herhang bir kaza durumunda kendisini sorumlu tutmayacağım.

Radyoda İzmir çok bulutlu 27 derece demişlerdi bunun ne derece doğru olduğunu birkaç saat sonra göreceğim. Birde Mao'nun yol herzaman beklediğinizden uzun sürer söyleminin içindeki "herzaman" bölümünüde çıkarttım artık çünkü her seferinde yola çıkarken muavine "Ne kadar sürecek yolculuk?" dediğimde dokuz saat dendi ancak bu seferde geçen seferki gibi sekiz saatte İzmirde olacağız. Sanırım bu arkadaşlar İzmire en son bölünmüş yollar yapılmadan önce gitmiş. Az önce tespit ettim periyodik olarak gelen hrırltı sesi otobüsteki bir arızadan değil sağ çaprazımdaki koltukta uyuyan kadının horlamasındanmış, sanırım boynunu kolçağa düzgün oturtamadı, düzeltsem kızarmı ki. O kızmasada başkasının kızacağından eminim. hafif horultu sesiyle seyahatin benim için bir sakıncası yok ama bu "yokluğunda bile sorumluluk" duygusunu çözdüğümde bende rahat ve horultulu bir uyku uyurum belki.

Günaydın güzel yurdumun güneş vurduğunda çipil gözleri altın damlası gibi parlayan insanları. Yine İzmir'deyim ve hava çok güzel, ben ise şimdiden onsekiz yaşım gibi özledim sizi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder