Zamanlı zamansız şizofren toplantılarımın en mazeretli bölümleri... Zaman beni sıkıştırıyor, hep geç kalıyorum, heryere geç kalıyorum... Herşeye geç kalıyorum... Düzeni yitirilmiş hayatın memnun olunmayan bölümüne geri dönmekte adından rahatsız olunan bir zaman dilimi... Geri dönmek: Yani daha iyisini yapamadım, bununla idare edelim. Bu ne ısrar böyle olmayacak işlere, bu kumarda ne kadar kaybettiğimi bilmiyorum çünkü masaya neyimi koydum farkında değilim. En büyük kayıp sanırım en yeniler olacak. Bu kadar idareci olabilmek insanın en büyük sermayesi olan zamanı ortaya koyup, aradığı mutluluğa en büyük zarı atabilme şansından ibaret köprü altı barbut oyunu. Ya da kızı ararken hep papazı bulduğun kılıç oyunu... Hani kumarda kaybeden aşkta kazanırdı? Kazandığımı farketmeyecek kadar çabuk mu harcadım acaba kazandıklarımı? Dilek kutusunda biriktirilenlerin büyük kısmı artık çürümüş hatta unutulmuşken, sağ elin kaşınmasından bile umutlanan, güzel sürprizlere acıkmış sıradan dünya insanı oldum zamanla. Her söylendiğinde mantıksal hiçbir bağ kuramadığım tüm batıl inançları yeniden gözden geçirmek gerek...
Birçok şey yapabilecekken başka birçok şey yapmak zorunda olmak, sıkıcı deneyimlerin aslında benim olmayan bir hayatı da idame ettirmem gerekliliği, daha bir yorucu kaosun yıkıcı fırtınalarında küçük bir teknenin, denizin, bir altına bir üstüne dönüp durması gibi bazen nefessiz bırakıp bazen güneşi gösteriyor. Güneşin göründüğü heryer deniz, deniz göründüğü heryer karanlık yosun tarlaları... Paçalı donla denize girenlere artık şaşkın bakışlı kefaller bile şaşırmıyorsa, konudan haberi olmayan yolunu şaşırmış okyanus canlıları bunu gördüğünde kim bilir ne kadar kefalleşir..
Senide öyle bir yerde gördüm ki... Tam güneşten denize dönerkendi. Yan yatmıştım gövdemin yarısı suyun içinde, geçip gittin gözümün önünden ama sen yerinde duruyordun, ben dönüyordum her batışın ezberlediğim yosunlu zeminine. Ah bir nefes alabilsem burda da mutlu olurum ben! Suyun derisinde yürüyebilecek kadar hafif canlılar beslerim, çengelsiz asılmış deniz organizmaları gibi olur sözcüklerim o zaman, bir balık gibi yaşarım, seni karşıma alıp her üç saniyede bir yeniden aşık olurum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder