21 Eylül 2010 Salı

İsimsiz 3

Yarına yetiştirmemiz gereken yanlışlarımız var. Yitirilmişlerin ardından ne kadar ağlasak az gelir. Sebebi muamma bir aşk yaşıyorum... Cevabını hiç merak etmediğim sorular soruyorum kendime. Bazen insanlara karşı çok acımasız buluyorum kendimi, bazense hayattan alacağımı tahsil ettiğimi düşünüyorum. Evren bile aynı anda tüm canlıları mutlu edecek güçte değilken, benim neyime hüzünden uzak yaşantılara hayaller kurmak... Üzerine binlerce kilit vurulmuş kapıların ardına hapsedilmiş bu beden, birgün ruhunu kendi elleriyle asacak, ama yinede bu mahkumiyete razı olmayacak...

Cehennem korkumuzu yitirecek kadar çok sevdik günahlarımızı. Dün bana bir adım daha yaklaştın... Şimdi ölümden korkuyorum artık. Sürekli affedilmeyi bekliyor olmak hangi fırtınanın geride bıraktıklarıdır? Ne ekip ne biçiyorum? Yoksa ben mi ekilip biçiliyorum? En çok sevdiğini mi üzer insan? Peki üzdüğün seni sever mi o zaman? Bulunduğun yarım beni ayakta tutuyor sadece şu an. Kimse bulamasın diye sakladıklarımın yerini unuttum artık. Öylesine yoruldum ki, ne için kiminle savaştığımı da unuttum. Zaman giderken saatim durmuş farkında değilim. Hergün biraz daha kirleniyorum sanki, hangi yağmur temizler beni şimdi?

Bana sahip çık, beni tut! Kabuğu yolunmuş yaralarım, otopsimin notlarında yer alacak tırnak izlerim var. Bataryam zayıf, sokaklarım kirli, beynimde kaos, avuçlarımda hayallerim var. Yolum karanlık, aklım karışık, çığlıklarım yaralı...

Köhne evrenimde tek aydınlıksın. Tarih seni yazsın!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder