21 Eylül 2010 Salı

İsimsiz 6 -Final-

Varlığınla uyandığım hergün o gün doğmuş gibi hissediyorum kendimi. Şu anda sana sarılmak için sabahı bekleyecek olmaktan daha büyük bir sıkıntım yok. Birden değişen yazgım beni en sert rüzgarlarıyla sürüklerken fırlattığı yerde çıktın karşıma. Ya bir direğin dibindeydim ya da üzerime gazete örtmüş uyuyordum bir bankta... Hatırlamıyorum. Kendi kendimi terketmiştim cami avlusuna bir sabah ezanında, ama kimse o sabaha yetim bir yetişkini evlat edinmek için uyanmamıştı. Yolun sonunu gördüm defalarca, hiçbir son aydınlık değildi. Hiçbirşey için savaşmaya değmezdi çünkü savaşacak kadar güzel değildi dünya. Ölümüne mücadelenin en anlamlı savaşına attım kendimi sonra çünkü siz vardınız artık ve ben seni daha gözümün ucuyla bakarken sevdim, ölümüne sevmenin ne demek olduğunu öğrenecek kadar. Saçının tellerini sakladım koynumda ve belki bir yıl oldu hala tokanı taşıyorum çantamda. Zaman zaman bıraksamda kendimi, parmağımdaki yüzüğün hatırlatıyor nereden nereye geldiğimizi, ne zaman kendimi zorda veya çaresiz hissetsem, kulağımda bütün sözlerini biriktirdiğim küpen var. Geçirdiğimiz bütün zamanlar, yaşadığımız bütün acılara rağmen bak ikinci kez doğum gününü kutluyoruz. Kolay olsa bu kadar kıymetli olurmuydu bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki bir saniye ya da bin yıl hatta hiç gelmeyecek olsan bile yinede bekleyecektim seni. Rutubetli damların çürümüş tahtalarına karışacak bile olsam, parlayan bakışlarındaki mutluluğu görecek ve seni son nefesime kadar seveceğim. Emin ol hep bıraktığın yerde bekledim seni, yokluğunu ihanete mazeret etmedim. Düştüğüm yerde kanattım dizlerimi ve kırık bacaklarıma yükledim felçli bedenimi. Edepli olmanın gerektirdiğini yaptım.. Sustum... Çaresizliğime kustum öfkemi her gece. Geçtiğimiz tüm yollarda andım seni ve her metresinde defalarca ölmek istedim. Karanlığın yokluğuna sığındım kendimi yoksaymak için ama kendimi yokedemedim.

Serin bir haziran gecesini özlemek gibi özledim seni karda kışta araba iterken, düştüm beyaz kandırmacaya ama yılmadım. Kaderin sustuğu yerde yükseldi az önce doğan umudun çığlığı ve bir bebek ancak bu kadar anlamlı bir zamanda doğabilirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder