21 Eylül 2010 Salı

hayat kümülatif tekerrürden ibarettir

Hayatımızın eski bir bölümünde birşeyler yaşarız. Mesela 15 yaşındayken 100 lira bulmak zordur bizim için çünkü henüz baba kesesinin sürekli eylem yapan ortağıyızdır, babamız nadiren gaza gelip seyyanen zam yapar. 18 yaşında biraz daha özgürleşir bütçemiz ya da bir işte çalışmaya başlamışızdır bu sefer 500 liraya ihtiyaç olur ama bulmak zorlaşır. 25 yaşına gelmişizdir belki sebebi bilinmeyen bir bilinçsizlikle evlenmişizdir, artık daha çok kazanıyoruzdur ama ne yazık daha çok paraya ihtiyacımız vardır. Yani parasal ihtiyaçlarımız yaş ilerledikçe ve imkanlarımız arttıkça daha da çoğalır. Türklerin kendi topraklarında hüküm sürmeye başladığı ilk günden son anına kadar bölünme, ayaklanma, dinsel tesirler, azınlıklar vs. ile ilgili sorun yaşamıştır bu sorunlar büyüdükçe artmıştır ve Osmanlı İmparatorluğu dünyada hiçbirşeyin herşeye sahip olamayacağının en önemli ibreti olarak çökmüştür. Güzel bir kadın sevmişizdir, ama ne yazık her güzel şeyin daha güzeli var ne yapmalı? Peki ya arabamız? Evimiz? Kendi işimizi kursak?

Manyaklığın lüzumu yok!

Cesaretle aptallık arasında ince bir çizgi vardır. Sahip olunanla arzulanan arasındaki mesafeyi ayarlamakta zorlanıyorsak ya da gitmek istediğimiz yer bulunduğumuz yerden görünmüyorsa önce yüksek bi yere çıkıp bakmak lazımdır. En azından oraya gitmiş olan biri vardır ve son durumuna bakarak bir olasılıklar listesi çıkarılabilir. Merkezi bir yerde kuruyemişçi açıp sonra kimseye güvenemediği için sabah yediden gece ikiye kadar dükkanda durup kazandığı parayı yiyemeyen arkadaşım var. Bir madeni parayı havaya attığında, yazı mı yoksa tura mı geleceği olasılığı bize göre %50 iken, bir matematçiye, bir kuantum fizikçisine, bir biyoloğa veya bir fizikçiye göre farklıdır. Ancak hepimize göre, evrende hiçbir şeyin olma olasılığı %100 değildir. Beklentilerimizin yüzdelerini düşük tutarak bunları sürprize dönüştürebiliriz. Olmadık yerlerden mucize denebilecek olaylar olur. Kötünün kötüsü varsa iyininde iyisi var. Unutmamak lazım ki hayat sürprizlerle doludur ancak en büyük sürpriz insanın kendisidir. Babam, hem iflas ettiğimi hemde boşanmak üzere olduğumu aynı anda öğrendiğinde anneme "Ben sana zamanında aldıralım dedim sen olmaz dedin, karışmıyorum şimdi" dediğinde annemin cevabı "Dedesine benzeyeceğini tahmin etmemiştim" olmuş. Dedemin hangi konularda adından söz ettirdiğini pek aklımdan geçirmiyorum. Ama babannemle boşandığında aşağı yukarı benim yaşlarımda olduğu söyleniyor. Sonrası ise epey karışık. Bugünkü imkanları ve yaşadığımız şehrin yeterince kozmopolit olduğunu hesaba kattıklarında ebeveynlerimin endişelerini çok iyi anlayabiliyorum. Şimdi benimde bir kızım var ve ilerde bir torunum olacağını ve bana benzeyeceğini düşünerek hareket etme saçmalığına kendimi kaptırmak istemiyorum. İki ay kadar önce ağır bir şekilde nöroloğun karşısına çıktığımda ilk sorusu "intihar etmeyi düşünüyor musun?" oldu. Bende cevap olarak "Hayır, çünkü gideceğim yerin bulunduğum yerden daha iyi olmama ihtimali var, ayrıca inançlı biriyim o nedenle kendi hayatıma son verme hakkım olmadığını düşünüyorum. Ama dolaylı yoldan ölmenin belkide iyi bir yere gitmek için bahane olacağınıda düşünüyorum" dedim. Doktor " Nasıl yani dolaylı yoldan ölmek?" dedi. "Ölmekten korkmuyorum böylece yaşantımda hayatımı tehlikeye atma olasılığı olan şeylerden kaçınmıyorum eğer bu şekilde ölürsem bize vaadedilen cennete gitme ihtimalim olabilir" dedim. Doktor bana bir tane antiepileptik bir tanede antidepresan verdi. "Bunları düzenli olarak kullan iki hafta sonra hala hayattaysan işe yaramış demektir, kontrole gelirsin" dedi. İlaçları kullanmaya başladıktan sonra farkettim ki artık beynim daha yavaş çalışıyor ve birçok olumsuzluğa daha farklı bakmaya başladım. Sorunları düşünmek, aynı şeyleri beynimin içinde tekrar etmek yerine sorunların tek kaynağını buldum PARA. Bu benim için çok sevindiriciydi çünkü para kazanılabilir birşeydi ama sağlık, itibar, güven bu kadar kolay kazanılamıyordu. Bu kadar basit çözümün neden bu kadar uzun süre bulunamadığı ya da çok açık görünen sorunun neden hemen harekete geçilerek çözülmediği sorusu ise yaşanan olumsuz olayların neticesinde, bilimsel olarak "bipolar bozukluk" ya da halk dilinde "manik depresif" diye dalga geçilen ciddi hastalığa yakalanılarak uzun süren depresyon anında herşeyin anlamsız geldiği bir dönem. Bu benim ilk yara düşmem değildi ama her seferinde darbe daha ağır oldu. Zaman içerisinde yaşanan yenilgiler veya üzüntüler yaş ilerledikçe daha da ağırlaşıyor. Zaman tarafından tartaklanmış, keşkelerle dolu bir hayatı sürdürmeyin, abuk subuk kişisel gelişim kitaplarından uzak durun çünkü sizin bildiğinizi size söylerler, kendi aklınızı kullanın. Hayatınıza sahip çıkın, öngörülerinizi güçlendirin....

Hayat, kümülatif tekerrürden ibarettir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder