Birşeyin olabileceğine inanmak iyi bir silahtır yani inançtır. İnanç herhangi bir zamanda herhangi bir şekilde gelebilir. Zafer olarak adlandırılan tüm başarılar güçlüye karşı kazanılanlardır. İnsan içindeki güçten hala habersizdir ve evren dilekler üzerine kurulmuştur. Dualar vardır isteyin diye. Dua etmekle yaratan yücelmez, kimse dua etmezse yok olmayacaktır. Dualarda istekler vardır yani insan duayı bile kendi için eder. Arzuladığı şeylere yakın olanlar veya yetinmeyi tercih edenler daha az dua edebilir. Bu nedenle dünyayı yönetenleri sevmeyiz çünkü onlar yalnız kendileri için dua ederler. Şükretmek bile kendimiz içindir çünkü en azından sahip olduğumuzu yitirmeyi istemeyiz. Namazlar, kiliseler ibadetle ilgili herşey dilekler ve istekler üzerinedir. Allah rızası için ibadet etmek bile ibadet edenin faydasınadır. Ölenler için edilen dualarda bile zaman zaman bir miktar sevap talebi vardır. Özetle insan her şeyi kendi için yapar. Bu bencilliğimizi yüzümüze vuranları da pek sevmeyiz. Ne kadar dua edersek edelim başımıza kötü şeyler geldiğinde isyan etme eğilimine gireriz. Sevdiklerimiz iyi olsun isteriz ama kıskançlık yinede bırakmaz yakamızı çünkü bu doğamızda vardır ayrıca olmalıdırda çünkü hırslarımızın neredeyse tamamı kıskançlıklarımızdan ortaya çıkar. "onun var benim niye yok?". İnsanları hayvanlardan ayıran en önemli özellik düşünebiliyor olmak mı? hayvanlar düşünmez mi? o zaman bir solucanın beyni bilgi işlem gücü açısından günümüz teknolojisini nasıl geride bırakabiliyor. İnsanın hesaplayamayıp makinelerin hesapladığı ne var? sadece zaman farkı var. İnsanın hayvandan ayrılan özellikleri yerine benzer güdülerine bakmalı aslında. Ne kadar çok ortak yanımız var. Benim tespitlerime göre erkekler kadınlardan daha çok hayvani duygularla hareket ediyorlar ama bu durum bizim hayvan olduğumuz anlamına gelmiyor. Aslında Tanrı katında insanla hayvan arasındaki fark böyle midir bilmiyorum çünkü yaratan için yarattığı herşeyin kıymeti aşağı yukarı aynıdır. Hayvan güdülerinin sadece bildiğimiz kısmını incelediğimizde görüyoruz ki erkekler daha çok güdüleriyle hareket ediyorlar mesela bir erkek için bir kadına yaklaşmanın amacı bir hayvan içinde aynı olabilir. Ya çiftleşmek ya da karnını doyurmak. Ama hayvanlarda eşler arasında ilgisizlikten şikayet eden ya da bir çiftleşme eyleminin başlangıcında ortaya yabancı biri çıkıp "durun! siz kardeşsiniz" gibi bilinen senaryo sürprizleri olmaz. Hayvanlarda da yuvayı dişi kuş yapar ama sadece insanlarda " yatakodasını kız alır, salonu erkek". Birde yuvayı dişi kuş yaparken faturasını erkek öder. Kaldı ki bir erkek için önemli olan akşam işten eve geldiğinde yemeğinin hazır olması, kapıyı güleryüzlü bir kadının açması önemlidir. Akşama kadar laklak yapılıp akşamüstü alelacele ocağa yemek konup, adam geldiğinde yemek ocaktan alınıp ilk lokmada adamın dili yakılarak uyuşturulmaz. Bu noktada güzellik tamamen ikinci planda kalır. Bir erkek akşam eve geldiğinde cebinde anahtarı varken zile basıyorsa ona "anahtarın yokmu be adam!" denmez. Akşama kadar türlü belayla uğraşan bir adamın kapıda karşılanmayı beklemesi kadar doğal bir durum yoktur. Ancak erkeklerin kendilerini anlamadığından şikayet eden kadınlar topluluğunun erkeklerinde bazı şeyleri söylemeden isteyebileceğini düşünmeleri gerekir. "Kadınlar ne ister?" sorusunun cevabı bulunmamış olabilir ama erkeklerin ne istediğide kadınların pek umurunda görünmüyor. Her gün aynı saatte evine gelen bir adam apartman girişinden zile bastığında megafondan "kimoo" diyen kadın modeline "benim! kocan!" cevabı verildikten 3 dakika sonra daire kapısına geldiğinde kapının kapalı olduğunu gören ve tekrar kapıyı çalan adama kapı kolu "trak!" diye açılıp bırakılır ve kapıyı açmadan geri dönüp gidildiğinde adamın o eve giresi gelir mi? Ne ocaktaki yemek ne de ütünün en sevdiğin gömleğin üzerinde bırakılmış olması bunları yapmak için mazeret değildir. Bununla birlikte devam eden, ricalara bile kulak asılmayan " lütfen sabahları tartışmayalım, güne kötü başlamak istemiyorum" dendiğinde, özellikle sabah ota boka tartışma çıkarılması, gün içinde adam kıçındaki şemsiyeyi çıkarmaya çalışırken arayıp "akşam gelirken süt al" gibi zamandan bağımsız istekler zaman içerisinde kocanızın "öküzleşmesine" ya da geç vakit toplantıdan döndüğünde gömleğinde ruj lekesi görmenize sebep olabilir. Kendinizden başka kimsede suç aramayın, sizin beğenmediğiniz ya da bunu belli etmediğiniz adamı muhakkak bir beğenen vardır. Paniğe gerek yok sizi er geç boşayacaktır, direnmeyin. Akşam kocanızın eve geliş saati belliyse ya da adam eve gelirken "geliyorum yoldayım" diye arıyorsa muhakkak bir sebebi vardır. Üstünüzde çamaşır suyu lekeli delik deşik olmuş pijamayla, elleriniz köpüklü ve ağır yemek kokusu ile karşılarsanız bu durum kısa bir süre daha devam eder, sonrasında dışarda yiyip gelmeye, toplantılar uzamaya, şehirdışı seyahatler artmaya, telefonun şarjı daha sık bitmeye başlar. Erkek için aldatmak bir keredir, yani bir kere yaptıktan sonra bir daha bunu yapma eğilimi %99,9 dur çünkü hiç baklava yemeyen bir insanın canı baklava çekmez, ama bir kere yedikten sonra cevizlisi, fındıklısı, fıstıklısı derken her çeşidini tatmak, dokunmak, koklamak ister. Eski halinizden eser kalmasa, akşam bırakın kapı açmayı sokağın başında karşılasanız artık sizi sallamaz. Çünkü artık siz onun için birlikte yaşadığı kadınsınızdır, çocukların dadısı, çamaşırcı, ütücü vs. bunun karşılığındada size yiyecek ve yatacak yer verir. Burç yorumlarınızı takip edin, kimisinde birlikte olduğunuz insan diye başlar kimisinde sevdiğiniz insan diye. Yani birlikte oldunan insanla sevilen insan aynı kişi olmayabilir demektir bu. O artık birlikte olduğunuz insandır. Ama bununla ilgili ona kızamazsınız çünkü bu kişiye "evin iti" muamelesi yapmıştınız zamanında. Sonradan karşısına geçip "bak ben artık değiştim nasıl istersen öyle yapacağım, geçmişte olanlar için çok özür dilerim çok pişmanım" derseniz bunu pek ciddiye almaz çünkü bildiğiniz ve uyarıldığınız bir konuda siz "kaybeden" olana kadar umursamamıştınız. 50 kilo evlenip 2 sene sonra 100 kilo olan, kuaföre sadece düğün dernek bi yere gideceği zaman giden bıyıklı kadınları söylemeye gerek yok. İşte bu noktada erkek hayvana daha çok yaklaşır çünkü çiftleşme zamanı geldiğinde erkek için dürtü aynıdır, dil, din, ırk, mezhep farkı gözetmez. "Hiçbir kadın sınırsız kapris yapabilecek kadar vazgeçilmez değildir". Erkekler kadınlara göre daha hayvandır ama kadınlar bu hayvanlar olmadan yaşayamazlar. Yaşayabileceklerini iddia ederler ve bunu ispat etmek içinde ellerinden geleni yaparlar. tabii ki bu çok onurlu bir davranıştır ancak bunu yaparken gerçekten çok acı çekerler. Erkeklerinde garip dürtüleri vardır, mesela iyi giyinmiş, bakımlı ve makyajsız dolaşmayan kadınlara hayran olurlar, peşlerinden koşarlar ancak bu kadınlardan biriyle daha sevgili olduklarında o beğendikleri şekilden çıkarmaya çalışırlar. " bu etek çok kısa, abartılı makyaj yapmışsın, küçücük kreme o kadar para mı verdin vs." O beğendiği kadını vasat bir kadın haline soktuktan sonra yine bakımlı ve iyi giyinen kadınların peşinden koşmaya başlarlar. Yani "bu ne perhiz bu ne lahana özlü selülit kremi". Anlayacağınız kadınlar ne ister aşağı yukarı bellidir ama erkekler ne ister kendileri de kararsızdır. Bir erkeğin hayattaki en büyük başarısı zaten azimli bir tutarlılıkla kararsız oluşudur. Sarışın bulur esmer beğenir, uzun bulur kısa sever, aslında hepsini isterde masrafsız olsun ister, masrafsız olan bakımsız olur, bakımlı olanın evini bok götürür. Özünde kadınlarda erkeklerde ne aradığına bile karar veremeden yaşlanır ve artık seçenekler son bulmuştur. Genel olarak aldatma denen şey her iki taraftada vardır ve bu durumda en çok erkek enselenir. Bir kadın kocasına rahatça hesap sorabilir bu konuda çünkü bunun erkeğe özgü bir durum olduğu öngörülmüştür. Erkek bundan pek gocunmaz ve haklı veya haksız her iki durumda da başlar savunmasını yapmaya. Ama bir kadına böyle bir soru sorduğunuzda kadının namusuna dil uzatılmıştır ve bir dilin olmaması gereken uzunluktadır, ki kendisi olması gereken metraja getirir, fazlasını da ziyan etmez muhakkak kullanır. Sonra siz bu şüphenizi belli ettiğiniz için utancınızdan yerin dibine girer, kendinizi affettirmek için enteresan geometrik şekillere girersiniz. Belkide gerçekten aldatıyor? İnsanlar aldatır ama hayvanlar aldatmaz. Bana göre ihanetle cinayet aynı şeydir.
Kadınlar gününüz kutlu olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder